Gözü yaşlı geldi Eylül, İstanbul'un terden sırıksıklam olmuş koynuna. Başını omzuna dayadı, ısındı biraz, biraz bıraktı ağlamayı, biraz gülümsedi, sonra yine anımsayıp, içine doğuştan serpiştirilen hüznü, yine ağladı. İstanbul elinde olsa tüm çocuklarını tutar yanıbaşında, arka bahçesinde yarenlik yaptırırdı Eylül'üne. İçlerinde en çok ona kıyamazdı. Hüzünlerin melankolik kızıydı Eylül.Şiirleri özlem kokardı, yanıbaşında dursa da sevdiği, güneş gözüne de girse, şalı eksik olmazdı omuzlarında, kalabalıkta olsa yalnızdı, tatlı da olsa ekşiydi tüm yedikleri. Elinden emziği alınmış küçük bir çocuk gibiydi.
Ama güzeldi. Tüm erkekleri peşinden koşturacak kadar güzeldi Eylül. Ne bir ruja, ne süslü bir bluza ihtiyacı vardı. Sadeliği ve hüznüyle bir presnses gibiydi.. İçlerinde en güzeli oydu.
İstanbuL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbuL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Şubat 2010 Salı
kaldırımı olmayan şehir
Neden bu şehri çirkinleştirmek için elbirliğiyle mücadele ediyoruz?
Onca şey var gördükçe içim kanıyor, mübalağa etmiyorum, gerçekten ağlamak istiyorum, avaz avaz bağırmak. Bugün kaldırımlarına ağladım. Yayalara ayrılan ama yayaların kullanamadığı kaldırımlarına. Arabaların park ettiği, reklam panoların dikildiği, restaronların masa, mağazaların tezgahlarını koyduğu, çöplerin biriktiği, hep birilerin haklı sebeplerle doldurduğu ve yayaların yürüyemediği kaldırımlarına..
Evet, burası İstanbul!Kaldırımı olmayan şehir!
Onca şey var gördükçe içim kanıyor, mübalağa etmiyorum, gerçekten ağlamak istiyorum, avaz avaz bağırmak. Bugün kaldırımlarına ağladım. Yayalara ayrılan ama yayaların kullanamadığı kaldırımlarına. Arabaların park ettiği, reklam panoların dikildiği, restaronların masa, mağazaların tezgahlarını koyduğu, çöplerin biriktiği, hep birilerin haklı sebeplerle doldurduğu ve yayaların yürüyemediği kaldırımlarına..
Evet, burası İstanbul!Kaldırımı olmayan şehir!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)