14 Şubat 2010 Pazar

14.Şubat

Sevgilim, sevgililer gününde elinde bir çiçekle karşıma çıkınca çokta etkilenmiyorum aslında  ama elinde 3 çiçek, kimseyi unutmadan çıkınca karşımıza, o zaman neden onu sevdiğimi hatırlıyorum! Sevgililer gününü ciddiye alacak kadar romantik biri değilim, sevilmeyi bir günün süsüne püsüne bırakamayacak kadar çok ciddiye alıyorum çünkü.Ama siz mutlu oluyorsanız kalpli kutular, kurabiyeler, kırmızılar arasında, bugün de tarih bahaneniz olsun sevdiğinizi şımartmaya!

6 Şubat 2010 Cumartesi

13 Tzameti

Düşük bütçe ile çekilmiş ve 2005 yılı Gela Babluani filmi. Filmin başrolünde kardeşi George Babluani oynuyor. Yönetmenin ilk filmi.

Sebastian ailesiyle birlikte Fransa'ya göçmüş, günlük işlerle para kazanmaya çalışan fakir bir tamircidir. O sıralar bir adamın çatısının onarımı işiyle meşgulken, evsahibinin  çok para getirecek bir işten sözettiğine kulak misafiri olur. Ancak işin ne olduğu belirsizdir ve ortada bir mektup vardır. Evsahibi fazla doz alımı sebebiyle ölürken, Sebastian ortalıklarda dolanan mektubu okur ve ertesi gün işe geldiğinde, parasını alamayacağını öğenince, mektubu da alarak oradan ayrılır. Mektup ve Sebastian,  hem onu gönderenler hem de polis tarafından takip edilmektedir. Sebastian  mektubu gönderenlerin talimatına uyarak bilinmez bir yolculuğa çıkar. Tahmin edebileceğinin ötesinde bir bilinmezlik onu beklemektedir.

Film de  aynalar çok kullanılmıştır. Sebastian'ın değişimleri aynadan yansıtılıyor.İlk başta isteyerek ama sonra mecburen değişen Sebastian, aynalarda gösteriyor yüzünü ilk. Sebestian ilk başta daha haylaz bir tip olsaydı, ben daha çok severdim sanırım. Mektubu aslında o almaz, tuğlaların üzerine düşer rüzgar  çıkıınca. Bu kısım filmin ruhuna gitmemiş bence, rüzgar sahnesi de acemice olmuş.

Yönetmenin, senaryosunu da kendi yazdığı ilk filmi olması bakımından bence başarılı bir gerilim filmi. Benim gibi kanlı filmleri sevmeyen insanlar için izlenebilecek bir film, çünkü kan görüntülerinin filmi gölgeleyeceği düşünülerek siyah beyaz çekilmiş.



10 üzerinden 7.5!

3 Şubat 2010 Çarşamba

yaşlı dervişin diyeceği..


..."Yaşlı derviş son nefesini vermek üzereymiş. Genç derviş, hayatın gerçeğini bilse bilse ancak o bilir, diyerek yanına gitmiş."Derviş Baba hayat neydi?" diye sormuş. Bunun üzerine yaşlı derviş gülümsemiş, "Bir andı oğul" demiş, "sadece bir andı..."

her daim seyredilesi olanlar


Film tavsiye etmeyi beceremem ben, genelde sevmez arkadaşlarım  da tavsiye ettiklerimi. Neden öyle oluyor bilmiyorum, hikayenin bütününden ziyade duygulara takılırım. Belki ondan. Fazla tavsiye de dinlemem , bir kaç kişi dışında. Genelde içgülerimle film seçerim. Kendi seçtiğim filmleri ilk kez başkasıyla seyretmekten de hoşlanmam. İnsanların olumsuz tepkileri sinirimi bozar. Sabırlıyımdır film seyrederken,  yanımda sabırsılanan ve illa da bir şeyler olup bitsin diye bekleyenlerin mırıltılarına dayanamam. Tepki göstermem genelde ama mutsuz olurum ve filmle başbaşa kalacağım anı beklerim. Sevdiğim filmleri tekrar tekrar izlemekten hiç ama hiç sıkılmam ve her defasında ilk defa izliyormuş gibi heyecan duyarım.

"Her daim seyredilesi olanlar" gerçekten her daim seyrettiklerimdir. Aşağıdaki filmler gibi ve sanırım onlar pek çoğundan farklı olarak teredütsüz tavsiye edebileceklerim arasında. Hala izlemeyenler  veya uzun zamandır izlemeyenler için..




1 Şubat 2010 Pazartesi

adam

ardımda bırakmadım aşkını adam
sen içimde saklanıyorsun
ne zaman ki daralsa içim
sen içerde büyüyorsun

ardına düşmedim adam
ardında bıraktığın yerdeyim
ne zaman ki arkanı dönsen
ben oradayım biliyorsun

Haftasonu Filmleri


10 üzerinden 9!,(her daim seyredilesi olanlar)


10 üzerinden 6!


10 üzerinden 6!



10 üzerinden 3!



10 üzerinden 7!

(http://amonka.blogspot.com/ tavsiyesi ile izlendi.)


10 üzerinden 5!



10 üzerinden 6!

zip

Çaresizlik, çaresiz olduğunu düşünmektir. Ne zamanki imkansızı imkansız saymaz insan, o zaman çaresiz kalmaz insan.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails